Üç katlı teknelerin birinin yanındaydım ve onun en üst
katından, biri bana koca koca el işareti yaparak konuşuyordu.
“Bayan bayan, açılma! Geri dön!”
İlk aşamada kötüye yormadım. Zavallı adam muhtemelen
açıldığımdan dolayı üzülmüştür diye düşündüm. Muhtemelen yaman bir yüzücü
olduğumu anlamamış ve beni korumak istiyordu. Ama diğer taraftan da hiçbir art
düşünce içermese de görgüsüzlüktü bu. Bu tip iyi niyetli düşünceleri aklımda
sıralarken ağzım yine beynimin onayını beklemeden harekete geçti ve gereken
yanıtı verdi:
“Bayan değil, hanımefendi derler. Bu üslup bu bulunduğunuz
yata yakışıyor mu hiç! Ayrıca neden
açılmayacakmışım? Ben çocukluğumdan beri burada hep yüzerim ve öyle açılırım.”
Daha beş dakika önce, nereden geldiği belli olmayan parasına
güvenerek, içinde bulunduğu yattan güç alan ve bana sınır koymaya çalışan
adamın, görünümüne güvenerek kuru kuru havlayan itlerin üstüne gittiğinde
kuyruğunu bacaklarının arasına alması misali, bir anda sindi. Tüm havası söndü
ve onu göremeyeceğim bir noktada saklandı. Bu arada benim düşüncelerim de doğru
sıraya girmeyi başarmıştı.
Bu görgüsüz, başıma bir şey gelmesinden korktuğu için benim
geri dönmemi istememişti. Ona yaklaşmamdan rahatsızlık duymuş, maçoluğuna
güvenerek ezik bir kadın olacağımı düşünmüş ve beni kendisinin istediği hizaya
sokmaya çalışmıştı. Tabii bu kendini bilmezlik, şuursuzluk ve görgüsüzlük hali
beni daha da deli etti. Denizin içinde onun da duyacağı şekilde söylenmeye
devam ettim.
“Bıktım bu yatlardan... Bu görgüsüzlükten... Kıyıya bu kadar
yaklaşmalarının aslında yasak olduğunu bilmeden, tekne sahibi oluyorlar! Yüzen
olabilir diye hiç düşünmüyorlar. Kıyıya bu kadar sokulmamaları gerekiyor. Hız
yapmaları tehlikeli ve yasak. Kültürsüzlük, görgüsüzlük ne kadar kötü!”
Bu densizleri daha fazla muhatap alarak keyfimi bozmamaya
karar verdim ve biraz daha açıldım. Neşem yerine gelsin diye denizde oyunlar
yapmaya devam ettim. Dönüşte bir baktım ki tekne demir almış hafiften yer
değiştirmiş, kıyıdan uzaklaşmıştı.
Zaferimi kutlamak için karaya çıktım ve yanımda taşıdığım
bir kadeh rakımı şerefime içmeye karar verdim. Denizin içinde üstümde
bikinimden başka bir şey olmayan ben; koskocaman yatın üçüncü katından bana
sınırlama getirmeye çalışan adama, haddini bildirmiştim. Doğru olmak öyle bir
şeydi. Sen küçücük de olsan, denizin içinde yarı çıplak bir durumda da olsan
hakkını savunursun ve haksız olan tırs tırs giderdi.

👍
YanıtlaSil