Siz bu adamın elsiz olduğuna bakmayın aslında o şu an bu
heykelde yok olan eliyle dünyanın yüzyıllar boyunca konuştuğu destanları yazdı.
Heykelinin, İzmir Alsancak’ta tütün fabrikasında sergilenmesi pek tesadüf değildir.
Batı edebiyatının temeli sayılan Odysseia ve İlyada eserlerini yazan Homeros’un
İzmir’de doğduğu ön görülür. Yani batı edebiyatının, ilk edebi eserleri bizim
buralarda yazıldı. Hatta İlyada bizim burada, Çanakkale’de geçer.
Tüm zamanların en güzel kadını olarak bilinen Güzel
Helen’i, Truvalı prens Paris kaçırdı. Güzel Helen’in kocası bunun intikamını
almak için Çanakkale’de Truva savaşını başlattı. On senenin sonunda savaşı Truva Atı sayesinde Spartalılar kazandı. Yerküredeki tüm zamanların en büyük savaşçısı Akhilleus bizim buralarda öldü. Cihandaki tüm zamanların en cesur kahramanı Herakles’de bizim buralarda, Truva cenginde savaştı. İzmir’de doğan Homeros’un kaleme aldığı İlyada
destanı, Çanakkale’de geçen bu savaşın dokuzuncu yıllındaki elli bir gününü, asırlar
boyu tüm dünya okumuştur, konuşmuştur ve üstünde düşünmüştür. Günümüzde de İlyada'yı dünya konuşuyor ve üstünde düşünüyor
ve gelecekte de tüm dünya İzmir’li Homeros’un Truva destanını okumaya ve
konuşmaya devam edecektir. İlyada’yı nineler yerine sanal zekâ anlatacaktır belki.
Yani anlatıcı değişse bile, bizim buralardaki Truva’da geçen savaş, dünya yok
olana kadar anlatılacaktır. Hatta belki sonrasında bile, başka dünyalarda, mavi kürenin Çanakkale şehrinde geçen savaş anlatılmaya devam edecektir.
Dünyanın ilk felsefe okulu Millet. Millet’teki bu okulda, Platon ve Sokrates’ten bile önce, Thales her şeyin su ile başladığını ileri sürdü. Hoşuma gitti tekrarlayayım; dünyanın ilk filozofu olarak bilinen Thales, felsefe ilmini bizim burada Millet’te başlattı. Yani, tıpkı batının ilk edebi eserleri bizim buraları anlatarak, buralarda kaleme alındığı gibi, dünyanın ilk filozofları yine bizim buralarda yetişti.
İlk para… ilk şarap da dünyaya bizim buradan yayıldı. İlk
tarımın da bizim bu topraklarda yapıldığı söylenir.
Dünyanın en güzel kadını Güzel Helen bizim topraklarda tam
on sene Truva’da yaşadıktan çok sonra Doğu Roma İmparatorluğu’nda Güzel Helen
ile adaş başka bir kraliçe, Eleni yine bu topraklarda, kutsal haçı rüyasında gördü
ve Hristiyan olmaya karar verdi. Hristiyanlığın temelleri de böylece bizim bu topraklarda
inşa edildi ve tüm batı dünyasına yayıldı.
Zaman geçti, Osmanlı büyüdü. Avrupa’ya yayıldı. Osmanlı
Avrupasız, Avrupa da Osmanlı olmadan yapamadı. Avrupa’nın prensesleriyle bizim
Sultanların gerçek aşkları masal gibi anlatıldı. Dizi oldu, film oldu...
Sonra Osmanlı yıkımı ile eş zamanlı Birinci Dünya Harbi yaşandı. Sanayi
devrimi mi Osmanlı’nın yıkılışını tetikledi yoksa Osmanlı’nın yıkılışı mı
sanayi devrimini etkiledi diye sorgulasam abartır mıyım, bilemedim.
Tarih şu ya da bu şekilde tekerrürden ibarettir. Coğrafya
kader midir bilmem ama coğrafyanın bir kaderi olduğuna inanırım. Yürekten düşünen herkesin, bizim buraların
dünyanın kalbi olduğunu görmesi pek de zor değildir herhalde. Vücutta kalp kanı doğru
pompalamazsa hastalıklar başlar. Dünya da canlı bir organizma olduğuna göre
bizim burası iyileştiğinde tüm dünya da iyileşecektir. Bizim buralar hastalandığındaysa
‘Homeros’ların elleri kangrenden kesilecektir.
Boşuna eskiler, yani kadim büyükler, buraya Anadolu, yani
güneşin doğduğu yer, dememişler.


Yorumlar
Yorum Gönder