Kadim Topraklarda Kutsal Bir Ziyaret

 


İki gündür bir hayalimin gerçek olduğunu izlemenin mutluluğu içindeyim. Güzeller güzeli Anadolu’yu kapsayan ülkemin adı tüm dünyada gıpta ile bakılarak, konuşuluyor. İtalyanlar, İngilizler, AmerikalılarRusya, Ukranya, Yunanistan’ın tüm Hristiyan dünyasının gözü kulağı bizde. Tüm batılı haber kaynakları papanın ziyaretine geniş yer veriyor. Hristiyanlığın temellerinin Anadolu’da atıldığı vurgulanıyor. Eminim ki İslam dünyasında da bu ziyaret geniş yer bulmuştur.  

Bütün bunları izlerken evet, diyorum, budur. Budur! Nihayet tüm dünya anladı bizim bir köprü olduğumuzu. Nasıl ki boğazın parıltılı tirşe suları, fiziki olarak mavi ile yeşilin karışımından oluşuyor ve Asya ile Avrupa gibi iki kadim kıtayı birleştiriyordu beşerî açıdan da dinlerin ve kültürlerin armoni ile kaynaştığı yer idi Anadolu

Hristiyanlığın ilk temellerinin atıldığı, nüfusunun büyük bir çoğunluğu İslam dininin mensuplarından oluşan laik ülkemizin merhamet ve anlayışı tüm dünyaya örnek olmalı. 

Hadi dostlar iş başına. Bu toprağın zirai meyvelerini işlemekle işe koyulmalı. Sanat ve zanaatla gelişmeli. Kültürel ürünlerimiz… Kadın elleriyle işlenen halılar, demir işlemesinin dantel motifleri, gümüşçülük, marangozluk sadekârlık ve mıhlamacılık gibi Anadolu’nun kadim zanaatlarını cihana tekrar hatırlatmanın tam da zamanı. Robotların mı insanlaştığı yoksa insanların mı robotlaştığı belli olmayan cihana inat zanaatlarını işleyen öpülesi parmakların duygu dolu güzel dünyasını tekrardan güçlendirme zamanı. Kardeşlik, merhamet ve şefkat yine bizim buralardan Akdeniz havzasından başlayarak yayılmalı dünyaya. Yeri geldiğinde bir balığın hayatını bile bağışlamanın yüceliğini anlatmalıyız türdeşlerimize. 

Hadi dostlar işbaşına, toprağımızda filizlenen barışla hissizleşmeye başlayan insanlığa Anadolu’nun şefkat meyvelerini tekrardan hatırlatmak için daha çok çalışmalıyız.







Yorumlar