Bir kadeh rakı içmek de ayıp sayılır oldu. Oysa gençliğimde milli içkimizdi. Şimdilerde ise alkol yerine başka tatsız, tuzsuz yasaklı ve gerçekten sağlığa, zihne ve kişinin ruhsal durumuna zarar veren şeyler kullanılır oldu. Oysa alkol dolu kadehler, sofranın üstündedir. Herkes tarafından görülür, bir sürü meze eşlik eder ve tokuşturuldukları ortamda atmosfere sohbetle kahkaha karışır.
Diyorlar ki, giyimimizle, dekoltemizle, özgün ve özgür davranışlarımızla başkalarına kötü örnek olabilirmişiz… Oysa sadece kişiliği olmayan bir insana kötü örnek olunabilir. Doğrudur, karaktersizler, birisinin tesiri altında kalırlar. Şahsiyet yoksunu olmak bir insanın başına gelebilecek en kötü şeydir zaten. Ahlak, karakter ve kişilik birbirine bağlantılıdır ve eğitimi okul öncesi yaşlarda aile tarafından verilir. Annenin ayakları üstünde duran bir birey olmasını da bunun için savunuyoruz. Çocuğa iyiyi doğru bir şekilde empoze edebilsin diye. Gerektiğinde ‘hayır’ı diyebilsin diye. Mantıklı sınırlar koyabilecek bilgide, yetide ve güçte olabilsin diye… Çocuklar onlara konulan kuralları zorlarlar ancak bunu yaptıklarında bedel ödemelerinin kuvvetle muhtemel olduğunu öğrendiklerinde zaten kendi hayatlarıyla ilgili daha mantıklı kararlar almayı da öğrenirler. Yani dersini çalışmıyorsa, sınıfta kalmalı o çocuk. Bu onu geliştirir. Dersini çalışmamanın bedelini ödeyerek hayatını hor kullanmanın da bir bedeli olduğunu anlar. Anne güçlü olmalı çünkü kendine yeterli olmayan hiçbir birey kendine yetebilen çocuklar yetiştiremez.
Bazılarımıza göre ne yazık ki sokakta öpüşmek garip, utanılası bir durum ama kavga etmek, tokatlamak, bağırmak ya da kaba davranmak olağan... Komşumuzun ya da sokaktaki bir kadının şiddete uğradığını duyduğumuza ya da gördüğümüzde, kaçımız polise haber veriyoruz? İşte böyle durumlarda polise haber vermemek aslında kötü örnek olmaktır. Pek çoğumuz “Karı-kocanın arasına girilmez” sözünü yanlış anladık. Evet karıkocanın arasına girilmez ama onlar sevişirken, öpüşürken, birbirine sarılırken aralarına girilmez. Dövüşürken ve kadın canıyla tehdit edilirken bal gibi de aralarına girilir. Örneğin burada hangisi hayasızlık diye sormamız gerekmez mi? Kadınını dövmek mi yoksa onu sokak ortasında öpmek mi?
Ağzıyla dolu dolu “kadın” diyemeyenlerin bayan demesi mi ahlaki? Peki kadın lafını ağzına alamayacak kadar dişilikten korkanların dekolteli bir hatun gördüklerinde onu ‘kolay, basit!’ diye algılamaları ve cinsel obje olarak görmeleri mi ahlaki? Yolda mini giyenleri durdurup “eteğinin boyunu beğenmedim” diye tanımadığın insanların sınırlarını imha etmek terbiyesizlik değilse nedir? Yok efendim cennette bu şekilde gidilmezmiş? Tamam da sana ne! Dur bakalım ben, seninle aynı cennetti paylaşmak istiyor muyum acaba! Bir de sen kimin cennete, kimin de cehenneme gideceğine Allah’ın yerine mi karar veriyorsun? Bana göre de en büyük günah Tanrıcılık oynamaktır.
Şu sıralar eşcinsel arkadaşlarımıza takanlar bir büyük divamızı görmez oldu. Oysa bana göre ekrandaki basit üslup ahlaksızdır. Kavgada çirkefleşmek… İçtikten sonra ya da sinirlendiğinde kendini kaybetmek basitliktir… Abartılı kıyafetler görgüsüzlüktür… Benim terbiye anlayışımda parayla hüküm kurmaya çalışmak görmemişlik, kendini bilmezlik ve hayasızlıktır. Gey insanların ise yatak odalarında yaşadığından bana ne! Beni çok rahatsız eden bir şey varsa onunla ilgilenmem, olur biter.
Yani hepimizin kamburu varken aynaya bakmalı ve kendi eğrilerimizi düzeltmeliyiz. Başkasına yasaklar, kanunlar ve korkular dayatarak hiçbir yere varamayız. En büyük ahlaksızlık başkasının yaşam şekline saygı duymamaktır. Ondan herkes kendi hayatına baksın ve öncelikle kendine doğru dürüst bir örnek olsun. Bunu başardığımızda toplumca zaten daha saygılı olmayı da öğrenmiş oluruz. Herkes de kendi hayatında mutlu olacağından kimsenin evi, işi, eteği ve yatak odasıyla ilgilenmeyeceğinden de başkasının hayatlarını daha az görmeye başlarız.
Yorumlar
Yorum Gönder