Aaaaaa! Kalk... Hadi ama kalksana! Hemen veterinere gidiyoruz. Bana niye öyle bakıyorsun, yahu! Ben senin iç sesini de duyarım bilirsin. Öyle deme! Öyle deme… “Yine ne istiyor bu deli benden” deme! Hadi, hadi… Kalk. Tembele bak, hâlâ mızmızlanıyor! Kilonu tespit etmek için ivedilikle veterinere gitmemiz lazım. Oha, ben de bir garibim valla! Nereden geliyor bu antika kelimeler aklıma! Ayol, kedinle konuşuyorsun “acilen veterinere gidiyoruz” desene. Hadi biraz daha vurgulu bir şey kullanmak istiyorsun, alelacele, de. ‘İvedilikle’ ne abi! ‘Abi’ de nereden çıktı yahu! Olsa olsa benim özüm, abla, olur. Ama nefret ediyorum bu hitap şeklinden. Koca koca politikacılar bile ‘Ahmet abi’, ‘Ekrem abi’, ‘Tansu nine’, ‘Kemal büyük büyük dede’ diye birbirine seslenir oldu. Oysa güzelim hanımefendi ve beyefendiye ne oldu anlamadım! Konu nefret ettiklerimden açılmışken, en üst seviyede olanı ‘bayan tuvaleti’ yazısı. Erkek tuvaletinin tam yanı başında yer alır. Ama bir türlü oraya ‘kadın’ diye yazamazlar. Dil bilgisi ve kelime dağarcığı sığ herifler, erkeğin karşılığı kadın… Kadın! Heceleyelim isterseniz ‘KA-DIN’!
Kızım Çilek, bunlar sadece senden, sokaktaki kedi kardeşlerinden
ve köpek patilerden korkmuyorlar, benim hemcinslerimden de ödleri kopuyor.
Evet, evet! Kadınlardan korkuyor bunlar. Etraflarında hem böyle şıkır şıkır
hatuna bayılıyorlar hem de “kadın” kelimesini bile diyemiyorlar. Elleri
ayakları titriyor. Var ya, çok gülüyorum bu hallerine!
Çileeeeek! Bakma bana öyle. Hadi ama… Kalksana! Hemen şimdi
kilonu tespit etmek için veterinere gidiyoruz. Yağ oranına bakacağız.
Baksana sepetlere bile sığmıyorsun! Hadi kalk diyorum sana! Obez misin,
öğrenmemiz lazım. Eğer öyleysen acil diyet programına alacağız seni! Aç bitap
dolaşacaksın. Hem iyi olur mamalar da çok pahalandı. Biraz ekonomi yapmış
oluruz. Baksana, her şeye zam üstüne zam geliyor! Egzersiz diye de seni biraz
dilendirsek mi? Her gün seni şu sokağa bırakayım. Sadece bir iki saat. Önüne de
bir mendil… Hani fena olmaz, kendi ekmeğini kendin kazanırsın. Önüne de ‘mama
paramı bırak’ diye yazan bir kâğıt... Öyle, iki okşat kendini yeter! Ne? Çok
ayıp! Çok ayıp… Öyle yakışıyor mu senin ağzına öyle ‘o, nokta nokta, mu
yapacaksın beni?’ gibi cümleler. Hani çok demek istedin, hayat kadını
diyeceksin. Hem biz öyle seks için vücudunu para ile satmak zorunda kalan
kadına öyle ooo… demiyoruz. Biz kişiliğini ve doğrularını satan kadın ve erkeğe
orospu diyoruz. Bak en sonunda benim de ağzımı bozdun! Hiç utanmıyorsun değil
mi!
Ne? Niye bana öyle bakıyorsun? Evet, delirdim. Bu gündemle
normal kalmak mümkün mü? Çocuklar yok yere hapis... Yurtdışından burs kazanan
kız, hasta olmasına rağmen mahpushanede. Babası, ekmeğini alın
teriyle kazanan halktan, namuslu bir birey olmasaydı, kelli felli biri
olsaydı, tutarlar mıydı Esila'yı kodeste?
Hem ne olmuş yağ kitle oranını hesaplayalım, dedimse! Tabii
karışırım ben sana. Annen sayılırım. Hem bak hükumet büyükleri de
bize karışıyorlar. Kilomuza, çocuk sayımıza, sigaramıza, doğum
şeklimize... Nerede, ne zaman, nasıl alkol alacağımıza… Giydiğimiz eteğin
boyuna, gülüş şeklimize... Doğuracağımız çocuğun sayısına göre memuriyeti
rüşvet gibi koparmamıza... Bir kuluçka makinesi gibi onların istediği çocuk
sayısını peydahlamamız yetmez. Bebeleri dünyaya ne şekilde, nasıl
getireceğimizi de önce futbolculara onaylatmamız gerekiyor. Biz bütün bunlara
bir şey diyor muyuz?
Çilek nereye gidiyorsun?
Dur! Dur dedim sana!
Ne benimle yaşamak istemiyor musun? Sonu sokak, sefalet ve
açlık bile olsa, özgür ve hür bir şekilde yaşamayı tercih ederim mi, dedin sen
bana? Yok diyemezsin kediler konuşmaz ki! Ne?! Ne?! Hayat senin hayatın mıymış
ve tercihlerine saygı mı duymam gerekirmiş? Ne… Demokrasi bu mu imiş? Evde
demokratik haklarına saygı duymazsam ve özgür tercihlerini kabullenmezsem,
cehennemin dibine kadar yolum mu varmış!
Çilek ya, sen kime çektin öyle!

Yorumlar
Yorum Gönder