4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü

Sokak hayvanlarının hayatı gerçekten çok zor. Çoğu zaman, günlerce aç susuz kalmalarının yanı sıra, her an şiddete uğrayabiliyorlar. Bazen trafikte bir araç tarafından bir kazaya kurban gidiyorlar. Daha nice nice olumsuzluk yaşasalar da bana göre başlarına gelen en kötü şey iftira. Sokak hayvanları; şuursuzluk ve acımasızlık yüzünden, insan görünümlü canavarlar tarafından, sıklıkla iftiraya uğruyorlar.  

Altı yaşındaki Suriyeli, Fatma El Muhammed’i hatırlar mısınız? Sokak köpeklerinin saldırısına uğrayarak öldüğü iddia edilmişti. Oysa gerçek farklıydı. Bir hayvanın asla yapmayacağı bir şeyi, bir insan yapmıştı. Ufak kız, komşusu tarafından cinsel istismara uğramış ve canice katledilmişti. Bizse bunu yeni yeni, dürüst gazetecilerden, öğreniyoruz maalesef. Oysa bu iftiranın yaygınlaşması büyük bir vebalin altına girmemize sebep olmuştu. O bölgedeki köpekler ve hatta bütün memleketteki köpekler hedef gösterilmiş ve pek çoğu vahşice öldürülmüştü. Memleket yetkililerine “yapmayın, sessiz canın ahının bedelini ağır ödersiniz” diye hatırlatmıştık ama bizi dinleyen olmamıştı. 

Maalesef ki, ufak Fatma’nın olayı münferit bir olay değil, ne yazık ki zavallı sokak köpekleri her gün her saat iftiraya uğruyor.

Örneğin havlayan bir köpek için “saldırıyor bu” diye suçlayanları çok duydum. Oysa belki zavallı hayvan, mahallesinde alışık olmadığı bir sese antipati duyuyordu. Belki de mahalledeki bir eve girmeye çalışan bir hırsızın kokusunu almış, tepki gösteriyordu. Belki de bir mahalle sakini olarak insan komşularıyla iletişime geçip bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. İki saniye bize dayatılan ezberlerden çıkıp, karşı tarafı anlamaya çalışmak, genel itibariyle hayatımızı kolaylaştıracak belki. Oysa hepimiz bize öğretilen döngüde mutsuz bir şekilde debelenmenin garantisini tercih ediyoruz.

Yolda yürüyen köpeğe karşı yönden gelen birinin de “bana saldırdı” dediğini duymuşluğum vardır. Köpeğin sadece yolda yürüdüğünü gözlerimle görmesem belki de inanacaktım. O günden sonra “köpek bana saldırdı” diyenlere izi göster demeye başladım. Çünkü köpek korkusu olan herkesin de bir köpeğin saldırmışlığı olduğu beyanı ezberinden bıkmış gerçekte köpeğin bunu diyene değmemiş olduğunu da anlamama pek çok olay neden olmuştu. Bir de “seviyorum ama”cılar var, onlar da ayrı bir yazının konusu olsun. 

Paylaştığım fotoğrafların pek çoğu Ekim 2009 yılında nispeten ‘iyi’ dediğimiz barınaklardan birinde ben çektim. Sokaklara olmasın, barınaklarda yaşasın dediğiniz köpekler barınaklarda “en iyi şartlarda” bu şekilde yaşamakta.

İETT aracını pisletti diye iftira atmaya çalıştığımız Boji’yi hatırlıyoruz değil mi?

Biz zehirliyor, biz tokatlıyor, biz tecavüz ediyoruz ama nedense köpeklerin vahşi olduğunu öne sürüyoruz! Oysa bir hayvanın başını sevmekle başlardı sevgi ve sevmeyi öğrenen çocuklar, geleceğinin mutlu insanları olurlar.

 

Yorumlar