Can ile Hülya, bir Yunan adasına tatile gitmişlerdi. Gündüz deniz kıyısında keyifli vakit geçirdikten sonra, akşam yemeğini için bir tavernaya doğru yürüyorlardı. Hülya güzel göğüs dekoltesini ortaya çıkaran askılı, belden aşağısı evaze bir elbise giymiş, hafif bir makyaj yapmıştı. Nemli saçları dağınık bir şekilde omuzlarına dökülüyordu.
Can, Hülya’nın kısıtlamalara, şunu giyme gibi baskılara tahammüllü olmayan bir kadın olduğunu, biliyordu. Tatilin getirdiği özgürlük, gündeme karşı kayıtsızlık ve rehavet içinde yürürken aniden Hülya’nın elini tuttu ve kendisine doğru çekti.
“Sana şu gelen baktı. Dekolteni beğenmiş olacak. Kadınına bakılması güzel bir duyguymuş.”
Hülya, beraber olduğu erkeği eğitmeye başladığını düşünerek, Can’a gururla baktı ve yol ortasında onu dudaklarından öptü.
Tavernaya vardıklarında hala el eleydiler. İnsanlar içiyor, müziği dinliyor, kadehlerini tokuşturuyordu. Boş masalardan birine oturdular. Garsona sipariş verdiler. Ouzoları geldiğinde bardaklarını tokuşturdular. Çok geçmeden envai çeşit önlerine dizilmişti. Güzel yemek… Güzel müzik… Keyifleri yerindeydi.Can üçüncü kadehi içtikten sonra öfkeyle Hülya’ya fısıldadı:
“Bir daha oraya bakarsan masayı devireceğim.”
Hülya şaşkındı biraz da korkmuştu. Baktığı özel bir yer olmadığı için erkeğinin nereyi ima ettiğini anlayamadı. Tatildeydiler. Olay çıkmasını istemiyordu. Dramlar ona göre değildi. Susup sadece masadaki tabağına bakmaya başladı. İçi burkulmuştu. Uğradığı haksızlığa içinden isyan etse de o an için kavga istemiyordu. Sustu ve düşünmeye başladı.
Durup dururken gelen bu yersiz saldırı bir ilkti ama muhtemelen son olmayacaktı. Dozu artacaktı. İlişkilerine başlarken özgür ruhu ve dekolteli giyim tarzı için onu tercih eden Can, prangası olacaktı. Baktın… Sana baktılar ile başlayan süreç; oranı kapat, şuranı ört diye devam edecekti.
Hülya sustu o geçeği tabağına eğilerek geçerdi. Can’ın gözlerine bakıp flörtleşmek, cilveleşmek varken, kabak kızarmasıyla kalabalığın içinde, baş başaydı. Kararını da kalamara bakarken verdi. Can’ın özgüven eksikliğinin bedelini kendisi ödemeyecekti. Onu özgür bir kadın olduğu için seçmişti. Görüşmeye başlarken Can, Hülya’nın dekolte giydiğini biliyordu. Şimdi ise olay yaratıyorsa bu Hülya’yı kıskandığı ve kendine yeteri kadar güvenmediğindendi. Bu ilişki devam ederse Can, Hülya’nın dinamizmi karşısında iyice ezilecek ve kucağını bir hapishaneye çevirecekti.
Hülya artık biliyordu ki, o Yunan adasındaki tatilleri, sonun
başlangıcı olacaktı. Bir süre daha Can’ı gözlemlemesi sağlıklı bir karar
vermesi için gerekliydi. Düşündüklerinin doğruluğuna dair yeterince kanıt topladığına
ikna olduğundaysa bu ilişkiyi bitirecekti. Çünkü Hülya için ilişkiler bir
pranga değil, beraber açılabileceğin engin bir denizdi.
.jpeg)
Yorumlar
Yorum Gönder