Kekropya'dan Atina'ya

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde Atina daha Atina olmadan önce, Zeus  bütün tanrıları toplar ve kendileri için bir şehir seçmelerini ister. 

Artemis Efes’i seçerken, o zamanlar adı Kekropya olan Atina'ya iki talip çıkar. Denizlerin ilahı Poseidon ve  bilgeliğin tanrıçası Athena.

Baş Tanrı, kudretli kardeşi Poseidon ve evlatlarının en değerlisi Athena arasında kalmak istemez. Bunun kararını, şehrin kadim kralı Kekrops’un  vermesinin daha doğru olacağını düşünür. Ona gider ve kenti hangi tanrıya ithaf etmesi gerektiğini sorar. Kekrops, iki kudretli tanrıdan birini düşman edinmek istemediği için zaman ister. Sarayına gider ve bir çare düşünmeye koyulur. İki gün sonra adil bir karar verdiğini belirterek, Zeus’un karşısına çıkar.

Tapınacağı ilahı,  halkın seçmesi gerektiğini söyler. Bunun için iki tanrıdan da şehir için bir hediye vermelerini ister. En çok oylanan armağanın sahibi Kekropya'nın tapısı olacaktır.  

İlk davranan Poseidon olur. Elindeki tridenti  toprağa saplar. Yerden tuzlu su fışkırmaya başlar ve bir birikinti oluşur. 

“Beni seçerseniz, tam burada kocaman bir gölünüz olacak. İşte o zaman hem sizi deniz savaşlarından koruyacağım hem de erkekleriniz sıkıldığında, buradaki suya girip yüzecekler, oyunlar oynayacak ve rahatlayacaklar.” 

Ahali arasında  bir coşku seli yükselir. Herkes denizlerin tanrısı Poseidon’un kazanacağından emindir. Yine de, formalite icabı bile olsa,  bilge Athena’nın hediyesini de beklemek gerekirdi. 

Athena parmaklarını şıklatır ve topraktan bir ağac filizlenir.

“Kekropya'nın mukaddes insanları, ben size bu zeytin ağacını hediye ediyorum. Meyveleriyle sadece beslenmekle kalmayacak, onlardan çıkan yağı ibadetlerinizde ve yemeklerinizde kullanabileceksiniz. Ayrıca yabancılara satıp, zenginleşeceksiniz.”

Seçim günü geldiğinde erkekler, zaferi ve boş zamanlarında oyunu tercih eder. Kadınlar ise daha iyi yaşam vaadine ehemmiyet vererek, zeytin ağacını yeğler.

Kadınların nüfusu, erkeklerden fazla olduğundan, kazanan da Athena olur. İsmi şehre verildir. Şehirin ekonomisi kalkınınca, felsefeye, sanatta, ilime ve bilime önem verilir.Akropolis’te Athena için Parthenon inşa edilir. Kentin ünü tüm dünyaya yayılmakla kalmaz aynı zamanda felsefesi, politikası binlerce sene sonra bile tüm dünyaya örnek teşkil eder.

Erkeklerin savaş ve yıkım dürtüsüne karşı kadınların üretme içgüdüsünün kazanması hiç de fena olmamış değil mi? Aksi olsaydı belki de Atina’ya şimdi Poseidonya denirdi ve sürekli savaştığı için de kalıntılarından hiçbir şey kalmamış olurdu. 

Tam da bu yüzden, hem kadın seçmenlerin fikirlerine önem vermek hem de kadın yöneticilere fırsat vermek gerekir. Kim bilir, böylece belki asırlar boyunca konuşulacak güzelliklere de yol açmış oluruz.



Yorumlar