'Melek' Şeyma Yıldız'ın anısına


O ilk kurşun, göğüs boşluğuma isabet etti… Vücudumla buluştuğu an, döndüm ve yere çakıldım… Babam, ‘baba’ demek doğru mu? İşte ’babam’ olması gereken o, adam! Ölmemiş olma ihtimalime karşı, ikinci kurşunu da, o zaman  sıktı… Bu nasıl bir hırssa artık… İlk kurşun, beni yutan toprağa doğru, yüzüstü yığılmama sebep olmuştu. Bir çöp, bir pislik gibi… Beni döndürmeye bile gerek duymadan… İkinci kurşun da kalleşçe kaburgalarıma saplandı. Hani, çocukken bize ilk öğretilenlerdendi;  ‘insanlar sırtından bıçaklanmaz’ diye… Oysa hayat, bize anlatılanların, tam tersiymiş... Küçükken; güvenebileceğim, korkusuzca dayanabileceğim tek insanın olduğu söylenen, babam... Sinsice arkamdan vurdu… Tanrı bizimle dalga geçiyormuşçasına… Güleceğim ama…  Gülemiyorum! Çünkü, öldüm… Yok oldum!
Bana melek diyenler var. Ancak ben melek değilim! Bittim… Tükendim… Karanlıktayım… Toprağın içinde çürümeye başladım. Öldüm… Bedenim de, yok oluyor… Bıraktığım hatıralar da, yavaş yavaş silinecek… İşte o zaman tamamen eriyip, gideceğim.  
Var olmam sizin elinizde. Sesimi, benim yerime siz çıkarmaya devam ederseniz… Ben de başka bir dünyada hayat bulacağım. Ta ki, adıma konuşan ölümlülerin sonuncusu da susana kadar… Başka bir alemde yaşamaya devam edeceğim...
Beni anlatmalısınız, beni konuşmalısınız, beni yazmalısınız… Beni, unutturmamalısınız!
Şu yazı sevdalısı kız var ya, o da çok düşünmüş… ‘Şeyma adına bir şeyler yazsam, ölümünden faydalanmış mı olurum?’ diye kendi kendine defalarca sormuş. Beni kullanarak yazılarının okunmasını sağlamak istemezmiş…
Bir iki günlüğüne medyatik oldum ya… Neredeyse iyi ki öldüm diyeceğim. Yoksa nerede duyulacaktı benim adım?
Kızmayın hemen. Şaka yapmaya çalıştım. Gençliğime verin. Zaten bütün bu olanlar pek bir dramatik, biraz ortamı yumuşatmak istedim. Yoksa öğretmenlerim benden pek bir umutluydular.  İyi bir öğrenciydim, belki de çok başarılı, topluma  faydalı, ünlü bir kadın olacaktım. Yaşasaydım tabii… Nereden bilebilirlerdi ki; babamın kurbanı olacağımı.
Evet, katil kızıyım. Belki de "İyi ki yaşamıyorum… ‘Katilin kızı’ damgasını yemektense" diyeceğim ama o da olmaz. Durum o kadar kötü ki; şimdi hem caninin kızıyım, hem de maktul. 
Size dediğim gibi; benim adıma konuşmayı bıraktığınız zaman tamamen biteceğim, hiç var olmamış gibi…
Çünkü… Çünkü, hayata gelmeme neden olan ailem, sonum oldu.
Benim adıma konuşursanız, haksız  öldürüşümü anlatırsanız eğer… Belki, boşuna gitmemiş olacağım... Belki, vurulmam başka ‘Şeyma’ların yaşamasına neden olacak… Bakın,  daha geçenlerde, katledilişimin hemen ertesinde, cinayetim başka bir kızın hayatta  kalmasına neden olmuş.
Dikkatli bir komşu; babası tarafından arabaya tartaklanarak bindirilen kızı, polise bildirmiş. Emniyet güçleri ihbar üzerine, aracı durdurunca, kızın ellerinin bağlı olduğunu tespit etmişler… Kız yurda, baba da ceza evine yollanmış. Ben ölmeseydim… Belki de kurban o olacaktı...
Unutmamanız, unutturmamanız gerekir ki; sevmek ölüm değil, hayat olsun! İşte o zaman belki, bu genç yaşta, solucanları boşuna beslememiş olduğum için, yattığım yerde biraz huzur bulacağım.
Öğretmenim çok üzülmüş… Benimle yeterince ilgilenmediğini düşünmüş. Ona anlatmadığım için kahrolmuş. Ah, be hocam, siz ne güzel insansınız öyle! Annemin bana sahip çıkmaması ne kadar acıysa, sizin arkamda durmaya çalışmanız, toplum adına umut verici… 
Valide hanımın videoları, sosyal medyalarda dolaşmış. “Benim kocam, kızımı öldürmüş olabilir, ama katil değildir” demiş. 'Ah, ulan cehalet…' demek isterdim ama burada duygu olmadığı için, hayal kırıklığından kaynaklanan, hoş karşılanmayan kelimeleri kullanmıyoruz. Mahalle baskısı, bir çok ev hamımı gibi, onun da nefes alan bir cansıza dönüşmesine sebep...  Görümcelerin ricası… ‘Kızın öldü, bari kocan hapislerde ziyan olmasın’ lafları… Zayıf karakterli bir kadına, ne kadar zor şeyler!  Ah! Be anam, ah… Kızmak istiyorum, ama kızamıyorum bile… O kadar acizsin ki! Seni yakan ateşi, doğru tespit edemiyorsun bile…
Ağabeyim de, amcalarıma uyarak, babamın iyi bir ebeveyn olduğunu savunmuş.
“Abi, yarın sen de mi kızını, sevdalandı diye vuracaksın?”
Oğlu olursa ne yapacak? ‘Sev, erkeğin elinin kiridir’ mi diyecek?
Tüm suçum kadın olmak mı şimdi? Peki kadın sevgiyi bilmezse anne nasıl olabilir ki? 
Anlamamam genç oluşumdan mı? Yoksa bütün bunlar fazla mı çarpık?
Doğrudur. Katil diye silahı ateşleyen, babam. Evet, o tetikçi. Ancak, bu organize bir suçtu… Senelerdir hazırlanan bir komploya kurban gittim. Benim katilim sadece babam değil.
Annem de babamın suç ortağı. Tüm yaptıklarına göz yumduğu için… “Erkektir, ne yapsa yeridir” mantığıyla ona adeta eline silahı verenlerden biri, beni doğuran, o kadın.
Diğeriyse, dedikodumu yapan komşum. O da yargılanmalı...
Sonra, ailenin namusunun bir deri parçasında olduğunu düşünen siz de, katille yataklık edenlerdensiniz.
Daha önce, öldürülen kızlar için, yeterli cezayı vermeyen hakim beyler de suçlu… 
Gençliği, sevdalanmayı, aşkı kötüleyen, anlamayan herkes benim cinayetimde yardım ve yataklık etmiştir.
Şimdi burada başka bir alemden, sizin orada yaşamanız gereken sevgi ve aşk hakkında konuşmam ne kadar manasızsa, işte yaşarken kuşandığınız hırslarınız da o kadar anlamsız…


Yorumlar